 Hayvanlarla ilişkilerim enteresandır. Düdük kadar çekirgeden çığlık çığlığa kaçarım, hiç utanmam.Kurbağalardan hiç hazetmem, uzaktan dahi bakamam. Uçan haşereler ile ilişkilerim ise buzzz gibidir, misal; pervane. Sevmem, hazetmem, tırsarım. Ani hareket ederler, zıplarlar, kontrol edilemeyen canlılardır. Öte yandan 90 a 190 bir köpek üzerime zıplasa devrilmem. Severim, elimi ağzına sokarım, hiç tırsmam. Daha önce uzun süreler köpek bakmaktan kaynaklanan bir anlaşma söz konusudır aranmızda, dillerinden anlarım. Kediler ise... Kediden korkmamakla birlikte sevmem de söz konusu değildir. Bakılan bir hayvan için nankör, nankörlük yapmamasını bilmesi gerektiği kadar bilinçli olduğu için de gıcık bulurum. Öte yandan benim oğlum bu aralar kedi olayına tekrar takıldı. Kapının önünde bir yavru kedi buldu, gidip gidip hayvanı didikliyor. Önceleri pek oralı olmasam da hayvan bir şekilde kendini bana da sevdirdi. Bunun üzerine –eve almamakta kesin kararlı olmakla birlikte- bugün itibariyle hayvanı veterinere götürdük. Full+full bakımı, aşıları, pire-kene damlaları yapıldı. Yıkandı, paklandı ve sokağa geri salınmak üzere bize geri teslim edildi. Apartmandan çıktığımız anda koşa koşa yanımıza geliyor, kendini sevdirmek için önümüzde sırtüstü yatıyor, böyle alem bir karekter. Adını KEDİ koyduk, üç öğün besliyoruz. Atahan en son yaşadığı tırmık hadisesinden sonra hayvan olayına yeniden ısınmaya başladı. Ben hayvanın genel bakımını yaptırdığım için biraz daha iyi hissediyorum kendimi. KEDİ şimdilik bizim apartmanın etrafından ayrılmıyor ama birgün giderse bunu oğluma nasıl izah edeceğiz işte orası muamma. Yine de hayvan sevgisi falan anlamında adım Hıdır ve şuan için elimden bukadarı gelmektedir. |